Tuz Odası Yapımı

Ürün Kodu: to1
-33 %
Hızlı Kargo
Tuz Odası Yapımı
15.000,00TL 10.000,00TL Vergiler Hariç: 10.000,00TL

  • Stok Durumu: Stokta var


Sektördeki Öncü Markalarımız
TUZCU BABA

TUZCU BABA

Tuzcu Baba Kristal Kaya Tuzları

BERRAK TUZ

BERRAK TUZ

Berrak Tuz, Kaya Tuzu

Tuz odasinin tedavi edici faydalari nelerdir? Neden tuz odasi?
Astim, kronik bronsit, gribal enfeksiyonlar, soguk alginliklari, sinüzit, alerjik rinit gibi üst solunum yolu rahatsizliklari ile sedef, egzama gibi deri rahatsizliklari ayrica yogun is stresinden kaynaklanan sinirsel rahatsizliklarinda tedavisinde yardimci olur. 
Solunum yollarinda sagladigi rahatlatici etki sayesinde uykusuzluk, stres ve konsantrasyon bozuklugu gibi rahatsizliklarin tedavisinde kullanilir. Tuz Terapisi ayni zamanda bagisiklik sistemimizi güçlendirir ve hastaliklara karsi direncimizi yükseltir. 
Liste uzatilabilir fakat tuz odalarina girmek için illa hasta olmak gerekmez. Saglikli insanlarin vücut direncini güçlendirmek için tuz odalarini kullanmalari tavsiye edilir.

Tuz Odasi Nasil Kullanilir?
Tuz odasinin kuru elbise ve çiplak ayakla kullanilmasi tavsiye edilir. 
Tuz terapilerinin baslangiçta 5 gün üst üste kullanilmasi, daha sonra ise 20 ile 30 günde bir kez tekrarlanmasi faydali olur. 
Çocuklarin kullanmasinda bir sakinca yoktur. 30 dakikalik bir seansta insanin almis oldugu tuz miktari, bir yemekte bulunan tuzun 10'da 1i kadardir. Içeride oturarak iyilestirici etkiye sahip tuzu solumaya basliyorsunuz ve terapiye bu sekilde devam ediyorsunuz
Çocuklar üzerinde haloterapinin etkisi nedir?
Haloterapi çocuklar üzerinde son derece etkilidir. Dogal tedavinin çesidine bagli olarak beklenildigi gibi mükemmel sonuçlar alinmaktadir. Doktorlar ebeveynlere, çocuklarina ilaç uygulamadan önce bu dogal tedavi yöntemini tavsiye etmektedirler. Çocuklar bu tedavi yöntemi ile kemik çatlamasi veya kirilmasi riskinden çok daha uzak olacaklardir. Bu alternatif tedavinin faydasi % 75 ile % 85 oraninda hesaplanmistir.
Tuz aerosölünün insan sagligi üzerindeki faydali etkileri?
Bronsiyel astim ve diger solunum yolu hastaliklarindan mustarip hastalarin tedavisi için ilk arastirmalar 1974 yilinda Ukrayna Saglik bakanligina bagli bir yer alti hastanesinde gerçeklestirilmistir. Bu devlet hastanesi alerjik hastalar için yerin altinda bir madene insa edilmisti. 
Derinligi 286 metre ile 330 metre olan bu hastane dört katli bir kompleksten ibarettir ve uzunlugu 1 kilometreden fazladir. Bünyesinde ana galeri basta olmak üzere dört ayri medikal galeri, 300 yatagi, havalandirma teknolojisi, yardimci 
bölümler barindirmaktadir. Yardimci bölümlerde konferans salonlari, yemek salonlari, laboratuvarlar, hemsire kislasi, personel için hazirlanmis odalar, lavabolar ve diger birimler bulunmaktadir.  
Gerçeklestirilen arastirmalarin isiginda bölgenin iklimsel özellikleri, yer altinin dogal özellikleri göz önüne alinmis ve yer altindaki bu bölümlerde optimum mikro klima taklit edilerek, hava sicakligi 23- 24 derece, gerçek nem %20 ile %60 oraninda tutulmus ve 0,5 ile 5 miligram/metreküp miktarinda sodyum klorür aeresolü salinmistir. 
1975 yilinda yerin 300 metre altindaki bu hastane zamanla devlet hastanesinin hastalarini da tedaviye baslamistir. Bronsiyel astimdan sikâyetçi olan hastalar bu komplekste tedavi görmeye baslamislar ve hastalarin %95 ile %97sinde iyilesme görülmüstür. 
Bronsiyel astim ve diger nefes yolu hastaliklari ki bunlar rinit sinüzit, kronik bronsittir, Bu hastaliklardan sikâyetçi hastalarda çok önemli iyilesmeler gözlemlenmistir. 
Alerjik ve sedef gibi deri hastaliklarinda, solunum yolundaki yanmalarda, deri yanmalarinin tedavisinde yüksek etkisi ve bagisiklik sistemi üzerinde olumlu etkisi saptanmistir. Enstitünün web sayfasinda yer alan bu bilgiler uzayip gitmektedir. Ayrica tuz magarasindaki tedavi seanslarina dahil olan hasta sayilari verilmekte olup %95 e varan iyilesmeler olduguna dair veriler bulunmaktadir. 
Bu örnegin küçük bir modeli olan tuz odalari Rusya'da büyük ragbet görmüs yaklasik olarak 1000 e yakin tuz odasi Rusya'nin çesitli bölgelerinde kurulmustur.
Tuz aerosolünün insan sagligi üzerindeki faydalari nasil tespit edilmistir?
Tuz aerosolünün rahatlatici etkisi Rus bilim adamlari tarafindan kanitlanmistir. Haloterapi ilk defa 19. yy baslarinda Rus bilim adami Prf. Grebenko tarafindan icat edilmistir. Grebenko ve ekibi, 30 yillik arastirmalari neticesinde tuz aerosolünün bu etkisini bulmuslardir. 1990 yilinda Saglik bakanligi yetkilileri gözetiminde Prf. Grebenko ve ekibi tarafindan koruyucu bakim ve hastaliklarin tedavisi yönünde gelistirilmistir. Tuz odalari,  yer alti tuz madenlerinin basit medikal etkisinin kaya tuzunun iyonlasmis aeresolunun yüksek düzeyde salinimi ile söz konusu olmustur. 
Ülkemizde tuz aeroslünün faydasi ne kadar biliniyor?
Maalesef insanlarimiz rahatlamak için bir elin parmak sayisini geçmeyecek sayidaki tuz magaralarina bin bir zahmetle gitmislerdir. Bu durum, birileri bu konuya el atincaya kadar böyle devam etmekteydi. 
Aslinda gerçek kaya tuzu ile yapilan tuz odasi kurulum asamasi anlatildiginda kolay gibi görünmesine ragmen, is derinlemesine düsünüldügünde hiçte öyle degildir. 
Yapilisina ve isleyisine gelince, her tarafi tuzla kaplanmis bir oda düsünün. Tavanda yerde duvarlarda ama her yerde kaya tuzu var. Odada yapay bir iklimlendirme uygulanmaktadir.  Oda sicakliginda ve içerideki nem %40 -%60 oraninda sabitlenmistir. Çift ventilasyonla ve güçlü klimalarla içerideki hava sürekli temizlenmektedir. Tuz jeneratörü dedigimiz özel bir aygit ile farmakolojik tuzu aeresol halinde ortama püskürtmektedir.
Tuz odasinin yer alti magaralarina göre avantajlari nelerdir?
Haloterapinin magara ve tuz madeni kliniklerinden farki, havadaki tuz yogunluk miktarini degistirebilmesi, dört farkli modla nem ve sicaklik degerlerini kontrol edip, istenilen ayarda tutabilmesidir.
Simdide sizlere Haloterapinin ne oldugunu açiklayalim.
Haloterapi spelyo terapinin esas alindigi tedavi yöntemidir. Bu yöntemde tuz madenlerinin tuz magaralarinin iyilestirici etkiye sahip mikro ikliminin özellikleri uygulanmaktadir. Tuz aeresolü saglik problemlerinin iyilesmesinde önemli bir rol oynamaktadir. 
Bu tedavi yöntemi Kronik obstrüktif akciger hastalarinin iyilestirilmesi için kullanilmaktadir. 
Modern mikro iklim aeresol odasinda, tuz magaralarinda veya özel madenlerinde var olan kliniklerin atmosferini yeniden üretmek için sanat ürünü bir teknoloji kullanilmaktadir Bu dogal ürün sodyum klorürün iyilestirici yüksek dagilimli aeresolünün düsük konsantrasyonudur.
Neden haloterapi ?
Doktorlar binlerce hastanin bu metotla basarili bir sekilde tedavi edildigini gözlemlediler. Ve bu hastalar haloterapi aldiktan sonra nefes alip vermenin kendileri için kolaylastigini belirtmislerdir. Yine nezle grip ve nefes darligi gibi sentomlari dindirdigi yada azalttigi görülmüstür. Bu yöntemle hastalar fazla ilaç kullanmadiklari için, ilaçlarin zararli yan etkilerinden de korunmus olurlar.
Haloterapiden ne gibi sonuçlar beklemeliyiz?
Modern eczacilik kronik hastaliklara karsi bir rahatlama saglasa da ilaçlarin tekrar tekrar uzun süreli kullanilmasi bazi yan etkilere sebep olmakla birlikte vücut direncini de zayiflattigi bilinmektedir.
Haloterapi neden güvenlidir?
Haloterapi yüzde yüz dogaldir,  güvenlidir ve ilaç içermez Uzun vadede rahatlatici bir etkisi vardir.  
Tedavi için verilen ilaçlarla birlikte, tamamlayici bir tedavi olarak veya tek basina bir tedavi yöntemi olarak ta kullanilabilmektedir. 
Haloterapi tamamlayici bir tedavi olarak tercih edildiginde kullanilan ilaçlarin tedavi edici etkisi artabilmekte ve tavsiye edilenden daha az ilaç kullanilmasini saglamis olmaktadir.
Tuzun tarihçesi ve hayatimizdaki önemi?
Canli hayatin vazgeçilmez maddelerinden olan tuz tarih boyunca insanoglunu pesinden kosturmustur. Dogada saf olarak bulunan bu madde için savaslar yapan insanoglu zaman içinde tuz elde etmek için akil almaz yollar denemistir. Insanin yemeklerde tükettigi tek kaya türü olan tuzun, günümüzde ilaç üretiminden tutun da ,yollarin trafige açilmasina, suyun yumusatilmasina ve sabun üretimine kadar yaklasik 14000 i askin kullanim alani vardir. Modern yer biliminin sagladigi bilgilerden önce tuzun nerede bulundugunu bilmeyen insanoglu, 20. y.y. a kadar umutsuz bir biçimde tuzun ardindan kostu. Tarih boyunca tuz o kadar degerliydi ki bazi ülkelerde asker ve isçiler maaslarini tuz olarak aliyordu. 
Büyük Romada, yarim adanin iç kesimlerine kadar tuzu ulastirabilmek için ilk yol insa edilmistir. 
Tuzun degeri aslinda, sadece dogada az bulunmasiyla baglantili degildir. Tuzun tip bilimindeki yeri yadimsanmayacak düzeydedir. Örnegin, hipokratin iyilestirme yöntemlerinde tuz sik sik yerini aliyordu. Tuzla yapilan ilaçlar balgam söktürücü bir etkiye sahipti ve bunun için kullaniliyordu. Su, tuz ve sirke karisimi hastayi kusturmak için kullanilan bir ilaçti. Dalak rahatsizliklarinin tedavisinde, 3 te 2 oraninda inek sütü ve 3 te 1 oraninda tuzlu su karisiminin sabahlari aç karnina içilmesi öneriliyordu. Tabiki tuzun insan sagligi üzerindeki etkileri yalnizca Hipokrat tarafindan kesfedilmemis, yakin tarihte de tuzun bu altin özelligini bulanlar olmustur. 
Örnegin, Polonya'da 1800'lü yillarin ortasinda tuz madenlerinde çalisan isçilerin hiçbirinin akciger kanserine yakalanmadigini fark eden bir saglik memuru ve arastirmacisi olan  Felix Borcovski, 1843 yilinda bununla ilgili arastirmalarinin da yer aldigi bir kitap yayinladi. Onun halefi olan Mislavs Padajovski Mediko'da hala hizmet veren bir tuz kaplicasi kurmustur. Daha sonra Polonya'daki bu tuz madenleri 2. dünya savasi boyunca siginak olarak kullanilmis ve bu yillar boyunca siginaga giren hastalikli insanlarda iyilesme gözlenmistir. 
Ayrica ülkemizde bulunan tuz magaralarindaki görevlilerinde burada çalistiklari sürece her hangi bir hayati hastaliga yakalanmadiklarini belirtmislerdir.
Tuz odalarinda tedavi yöntemi kisaca söyledir;
Kisi bahsedilen rahatsizliklardan birine sahipse bir yil içinde üç kez terapi alacak ve her terapi on seanstan olusacak her seansin süresi yetiskinlerde 60 dakika çocuklardaysa 20 ila 40 dakikadir. Devaminda 20 ila 30 günde bir terapi tekrari tavsiye edilir. 
Normal kisiler için Bir yil içinde üç kez terapi alacak ve her terapi bes seanstan olusacak her seansin süresi yetiskinlerde 30 dakika çocuklardaysa 20 dakikadir. Devaminda 20 ila 30 günde bir terapi tekrari tavsiye edilir. 
Seans boyunca koltukta oturulur ve önerildigi üzere burundan veya agizdan nefes alinarak terapi tamamlanir.
Tuz odalari ve tuz aerosolünün tedavi edici özelligi hakkinda sunlar söylenmistir.
Tuz mukoza ile iliskili olarak bagisiklik sisteminin güçlenmesini saglamakta ve ayni zamanda mukoza üzerindeki mantarlarin ve bakterilerin tahrip olmasina neden olmaktadir. Böylece tuz odalarinda tedavi gören insanlar daha saglikli bir yapiya kavusurlar ve daha az hastalanirlar. 
Tuz mukus ödemini yani sümügü azaltir, hapsirigi keser tikali burnu açar, rinit hastaligini ya azaltir ya da tamamen yok eder. Bazen tuz odalarina girmeye basladiktan sonra öksürmeye baslayabilirsiniz. Bu sagliginizin kötüye gittigi anlamina gelmez aksine iyilestiginizin isaretidir. Tuz aeresolu sinir sisteminiz içinde iyidir, stresinizi alir. Ayrica tuz derinizdeki bakterileri yok ederek farkli cilt problemlerinizi de iyilestirme konusunda faydalidir.
Tuz odasi hangi rahatsiziliklar üzerinde etkilidir?
Astim, bronsit,  üst solumun yolu ile ilgili rahatsizliklar, solunum yolundaki kronik rahatsizliklar, kronik bronsit ve diger solunum rahatsizliklari, sedef hastaligi ve bazi deri hastaliklari. Aslinda liste uzayip gitmektedir. 
Tuz odasi düzenli olarak kullandigini zaman, vücut direncinin artacagini da unutmamak gerekiyor.
Negatif iyon ve yararlari nelerdir?
Deniz kiyisinda ya da dag tepesinin yüksek yerlerinde firtinadan sonraki ferah, dinlendirici hava,  havada ki eksi iyonlarin asiri yogunlasmasiyla olusur. Bu negatif iyonlar insan organizmasi üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.  Tuz odalari da ayni etkiye sahiptir. 
Vücudun maksimum olumlu etkiye sahip olmasi için önemli olan tuz odasinin, yüzeyi kimyasal islemlerden geçerek beyazlatilmis rafine tuzlarla degil, % 100 dogal kaya tuzlari kullanilarak yapilmasidir. 
Kaya Kristal Tuzunda yaklasik 84 mineral vardir. Insanin vücudu bunlarin bir kismina gereksinim duyar. Günümüz sofra tuzlarinin içinden bu yararli mineraller çikarilir ve toz halinde kalmasi için, içine alüminyum silikat katilir. Hâlbuki dogal tuz etkili bir anti histaminiktir.
Tuz odalari hangi ülkelerde etkin kullaniliyor?
Tuz odalarinin ünü Rusya sinirlari içerisinde kalmamis Avrupa ülkelerine de tasinmistir. Örnek olarak Isviçre, Estonya,  Almanya, Finlandiya gibi ülkelerin ismi bu listeye dâhil edilebilir. 
Yukarida belirtilen ülkelerde tuz odalari faaliyette olup solunum yolu rahatsizliklarindan mustarip olan insanlarin akinina ugramaktadir.
Ayrica bu odalarda gerçeklestirilen haloterapiden yalnizca hasta insanlar degil, terapinin koruyucu niteligi bakimindan saglikli insanlarda faydalanabilmektedir. 
Simdide kisaca tuz odasini tanimlayalim;
Tüm yüzeyler, yani tavan, zemin ve duvarlar %100 dogal kaya tuzu kullanilarak insa edilmis; Halo jeneratör vasitasiyla içeriye püskürtülen aeresol halindeki farmakolojik yani medikal tuzu teneffüs ettiginiz bir ortamdir.

Her Negatif Kötü Değildir!

İnsanlar, çalışmanın verdiği yorgunluğu atmak için tatil yerlerini belirlerken çoğunlukla deniz kenarları, yeşil alanların bol olduğu yani şehir merkezlerinden uzak yerleri tercih ederler. Bu gibi alanlar negatif iyonların en yoğun olarak bulunduğu yerlerdir. Pozitif yüklü iyonlar bize zarar verirken, negatif yüklü iyonlar sürekli sağlıklı olmamıza katkıda bulunurlar. Yerkürenin çok kuvvetli bir manyetik çekim alanı vardır ve bu da negatif yüklüdür. Ancak, betonarme yapılar, kaldırımlar, anayollar, metal araçlar, izolasyonlu binalar ve kauçuk tabanlı ayakkabılar nedeni ile çok az insan bu manyetik etkiyi hissedebilmektedir. Dahası, insanlar yapay şehir ortamında, devingen su kaynakları ve bitkiler ile de etkileşimde bulunamazlar.
 
YerNegatif İyon Yoğunluğu
Şelale Yanında50.000 iyon/cm3
Deniz Kenarlarında10.000 iyon/cm3
Dağlarda8.000 iyon/cm3
Ormanlarda4.000 iyon/cm3
Nehir Kenarlarında2.500 iyon/cm3
Şehirdışı açık alanlarda2.000 iyon/cm3
Şehir İçinde200 iyon/cm3
Ofislerde50 iyon/cm3
Modern Konutlarda20 iyon/cm3
Otomobillerde14 iyon/cm3

Genel olarak baktığımızda, kırsal alandaki havanın her mililitresinde 6.000 partikül bulunurken, şehirdeki havada milyonlarca partikül vardır. Bir ortamdaki iyonların miktarını ölçmek için artık güvenilir cihazlar mevcut. Artık bilimsel olarak pozitif ve negatif iyonların var olduğunu, yoğunluğunu ölçebileceğimizi ve insan davranışı ve sağlığı üzerine olan etkilerini biliyoruz. Negatif iyonlardan yoksun, yapay bir ortamda yaşayıp çalıştığımız için ve bu durum da sağlığımıza zararlı olduğundan bulunduğumuz ortamdaki negatif iyon akışını artırmak için harekete geçmeliyiz! Soluduğumuz havadaki iyonlar günlük ruh halimizi çok çarpıcı bir şekilde etkilerler. Negatif iyonun fazla olduğu bir ortamda iken kendimizi çok coşkulu ve enerjik hissederiz. Yaşayabilmemiz için gerekli olan yeterli oksijenin emilimi için iyonlara ihtiyacımız vardır.
 

Sporcular ve Negatif İyon


Negatif iyonların yoğun bir şekilde bulunduğu ortamlarda, sağlığımız ve dayanıklılığımız artar. Sporcular müsabakalara hazırlanırken doğal ortamları tercih ederler. Bu tercihin sebebi müsabakalar öncesinde vücutlarına negatif iyon depolamaktır. Aynı zamanda sporcular negatif iyonun var olduğu ortamlarda çok daha çabuk iyileşme gösterirler. Yapılan bir çalışmada, negatif iyonlara maruz bırakılan grubun % 240 oranında dayanıklılığının arttığı gözlemlendi. Olimpiyat sporcuları arasında, 3 saat süren negatif iyon seansından sonra, sporcuların ortalama reaksiyon sürelerinin % 10 bir iyileşme gösterip 72 milisaniyeden 64 milisaniyeye indiği görülmüştür.
 

Bitkiler ve Negatif İyon


Araştırmalar bitkilerin gelişimlerinin yoğun iyon bulunan ortamda arttığını göstermektedir. Bilim adamları yaptığı çalışmalarda santimetreküp başına 400.000 negatif iyon ile zenginleştirilmiş atmosferde yetişen arpanın % 15 büyüme artışı ve kuru ağırlığında da % 18’lik bir artış olduğu saptanmıştır. Negatif İyon Jeneratörleri ile donatılmış bir serada, bitkiler çok daha çabuk büyümüş aynı zamanda böcek ve küfler de; böcek ilaçlarının kullanımından vazgeçilmesini sağlayacak hızda kaybolmuştur.
 

Bakteri/Virüs ve Negatif İyon


Yüksek yoğunluktaki negatif iyonlar bakteri ve diğer mikroorganizmaları yok eder. Çok az miktarlarda da olsa havadaki negatif iyonların varlığı, nezle ve grip gibi solunum sistemi hastalıklarının yayılmasının birincil nedeni olan havadaki bakterileri elimine eder. Polenler her zaman bulunduğumuz ortamda vardı; böyle olduğu halde niçin alerjisi olan insanların sayısında gitgide muazzam bir artış olmaktadır? Solunum cihazlarında bir dizi mukus salgısı ile kaplı tüycükler bulunur. Silya ya da filament olarak adlandırılan tüycükler normalde dakikada 800 vuruş hızı ile titreşirler; pozitif iyonlar bu vuruş hızının dakikada 200’e düşmesine neden olur ve aynı zamanda mukus salgılanmasını da engeller. Sonuç olarak; solunum sistemine giren tozlar vücuttan atılamadığı için akciğer hastalıklarına özgü semptomlara neden olurlar. Pozitif iyon yüklü bir ortamda, silyalar hareketsizleşerek tozu temizleyemez duruma gelirler. Pozitif iyonlarla yavaşlayan silya görevini tam olarak yapamaz. Halbuki yüksek dozda negatif iyona maruz kaldığında, silya yeniden faaliyete geçer ve mukus salgılanması devam eder. Tüm dünyada solunum hastalıklarının görülme oranları artmaktadır.
 

İç Mekanlardaki Hava Kirliliği ve Negatif İyon


Modern binalardaki havanın dışarıdaki havaya oranla 4 kat daha fazla kirli olduğu düşünülmektedir. Maalesef ki pozitif iyonlarla yüklü negatif iyonları azalmış bir ortam yarattık. İç mekanlardaki hava kirliliği ve pozitif iyon üretimi; kimyasallar, spreyler, elektronik cihazlar, bilgisayarlar, televizyonlar, vantilatörler, klimalar, sentetik materyaller, boyalar, kirlilik gibi nedenler ve de tüm bunların içeride devir daim yapmasına sebep olan izolasyon nedeni ile gerçekleşmektedir.
Evinizde ya da ofisinizde soluduğunuz hava hastalıklara ve sağlığımızın bozulmasına önemli oranda katkıda bulunmaktadır. Negatif ve pozitif iyon değişikliklerine karşı hassas olan kişiler aşırı dozda pozitif iyona maruz kaldığında ya da negatif iyonlardan yoksun kaldığında yüksek tansiyon, depresyon, anksiyete, sinirlilik, kararsızlık, halsizlik, baş ağrısı, insomnia ve panik atak gibi rahatsızlıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Kadınlar zamanlarının çoğunu erkeklere oranla daha fazla kapalı ortamlarda harcamaktadırlar ve son on yılda kadınlarda görülen akciğer rahatsızlıkları % 80 oranında artmıştır. 10 mikrondan küçük partiküller (parçacıklar) havada asılı kalmaktadır. Pek çok deterjan ve sprey partikülleri 0.05 ile 0.5 mikron arasındadır. Bu parçacıklar havada asılı kalıp tekrar solunum sistemimizden içeri girebilmeleri için yeterli hafifliktedir. Bir televizyon ya da bilgisayar ekranı dakikada 1 milyon pozitif iyon üretir. Normal havada 3 volt'luk pozitif elektrik yükü alınırken; katot ışınlı tüpten 45 cm. uzakta iken 150 volt , yani 50 kat daha fazla pozitif elektrik yükü ile yüklenilir. Maalesef, bu pozitif elektrik yükü negatif iyonları ekrana çeker ve dakikada 1 milyon santimetre küp gibi bir oranla pozitif iyonları seyirciye doğru iter. İç mekanlardaki hava ile ilgili diğer bir önemli faktör de soluk alıp verme ile ilgilidir. Her nefeste vücudumuzdan 300 milyon pozitif iyon çıkar. Negatif iyon kaynağının olmadığı ortamda yalıtım ne kadar iyi olursa; pozitif iyonlar o denli f

Yorum Yap

Lütfen yorum yazmak için oturum açın ya da kayıt olun.

Etiketler: tuz market, market, tuz odası, oda tuzu, tuz tedavi, tuz terapi, Tuz Odası Yapımı